Ülkemizin lokomotif ve emektar sektörü tekstil, her ne kadar krizlere alışkın olup , savaşçı bir ruha sahip olsada , bu sefer hiç olmadığı kadar büyük bir krizin eşiğinde .
Türkiyede ve dünyada ekonomik sıkıntı olacağıni hepimiz biliyoruz . Kapanan üreticiler olacak,. işsizlik patlayacak , iflaslar olacak . Ne kadar süreceği belli olmayan bu salgının zaten zor durumda olan Türkiye ekonomisine büyük zararlar vermemesi için hepimize çok iş düşecektir .
Türkiyede düzgün bir stratejik planlama yapılması gerekiyor ,yeniden yapılanma sürecine hazır olmamız gerekiyor .
Dünyada , Türkiye tekstil pazarının yüksek yatırım kapasitesine sahip olduğu bilinir , kumaş hammadde acısından zengin olarak bilinen bir ünümüz vardır . Krizden çıkabilmek için mevcut avantajlarımızı değerlendirmeli ve ilave olarak neler yapmamız gerektiğini analiz etmeliyiz .
Nitelikli insan gücümüz ile sofistike üretim biçimleri geliştirmemiz gerekmektedir . Daha sofistike, fonksiyonel giysiler ön plana çıkacaktır .
Salgın uzun sürebilir , ikinci , üçüncü dalga gelebilir yada Covid-19 un etkisi azalsa bile , alışkın olmadığımız başka yeni virusler ile karşılasmaya devam edebiliriz , bu da ülkelerin daha içe kapanması daha yerel hareket etmesini gerektirebilir . Bu süreçte alışkanlıklarımızda değişti , bazı seylerin seyahat edilmeden ,yüzyüze toplantı yapılmadan ,online da halledilebildiği görüldü . Bu , yeni durumun avatajları kullanılmalı .
Uzak ülkelerde yapılan üretimler , ulaşım ve karbon salınımının artması nedeniyle çevre kirliğine yol açacağından Türkiye bu konuda avantajlı hale gelebilir . Hersey normale dönse bile , Çinin negatif reputasyonu kalıcı olabilir ve marka ürünler giyenler,’’ made in China’’ etiketini tercih etmeyebilirler .
Türkiyede üretimlerin , uzak doğu ülkelerine göre daha etik şartlarda yapıldığı bilinir .
Uluslararası markalar , üreticilerinin, işçi haklarını ihlal etmeden ,işçi güvenliğine uygun , doğaya zarar vermeden çalışmalarını talep ederler ,takip ederler ve bu konuda yaptırımları vardır . Ancak talep , her ülkenin kendi yasaları ile sınırlıdır . Türkiyede bu konuda gelişmiş yasalar mevcuttur .
Bundan sonrası için anahtar kelimeler , sürdürülebilir , yenilenebilir tekstil olmaya devam edecektir .
Geri dönüşüm / yeniden kullanıma uygun , uygulanabilir ve sürdürülebilirliği olan projeler üretmeli ,argeye ağırlık vermeliyiz . Ürünün tüm üretim sürecinde, ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi üzerine zaman harcamalı ve daha bilimsel üretim biçimleri yaygınlaştırılmalıdır . .
Gelecek , üretimlerin %100 nün sürdürülebilir olması ilkesine bağlı dır ve buna ayak uyduramayan kaybedecektir .
Salgının dikkatleri dagıttıgı , mülteci sorunu , çözülmemiş Ortadogu savaşlarıda gözönünde bulundurursak , hem genel hem tekstil acısından baktığımızda yumurtaları aynı kefeye koymamak önemli oluyor .
Bizde ,katma değerli üretimler ön plana geçebilir , yani yüksek adet , düşük kalite ,az kar marjı değil , daha pahalı , katma değerli , kaliteli ama az adetli üretimler olacaktır . Bizim argeye önem vermemiz , trendleri , modayı ve daha sofistike sistemleri takip etmemiz ve trendleri oluşturmamız gerekiyor . Çin ile rekabet etmek yerine , tasarım , araştırma , geliştirme yönümüzle ikinci bir İtalya yada Ispanya olmayı hedefleyebiliriz .
Pandemi ile mücadele sürecinde mağazalar ,Ingiltere ve bir cok Avrupa ülkesinde kapatıldığı için bu sezon satışlar sadece online yapılıyor olacak .
Bundan sonrası için tüketici alışkanlıkları değişebilir , online satış artarak devam edebilir
Dünya tekstilinde yeni teknolojiler, depolama sistemleri, online dağıtım kanalları gelişecek . Bu konularda firmaların kendisini geliştirmesi gerekecek .
Krizler fırsatlarıda doğurur , krizi fırsata çevirebilecekmiyiz ?